Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Şekip Mosturoğlu’nun, Kulübümüzün Yüksek Divan Kurulu Ağustos Ayı Olağan Toplantısı’nda yaptığı konuşma aşağıdaki gibidir:

Kulübümüzün Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısını açıyorum. Sizleri, Devletimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, Devlet ve millet uğruna şehit olmuş kahramanlarımızın, eski Başkanlarımızdan, yöneticilerimizden, sporcularımızdan, teknik adamlarımızdan, üyelerimizden ebediyete göçmüş olanların aziz hatıraları önünde saygı duruşuna, ardından İstiklal marşımızı gür ve yüksek bir sesle okumaya davet ediyorum.

Değerli Üyelerimiz,

Kulübümüzün Olağanüstü Seçimli Genel Kurul Toplantısı, 6-7 Haziran tarihlerinde yapılmış olup, seçimlerde 27 bin 387 üyemiz oy kullanmıştır. Bu yüksek katılım, üyelerimizin Fenerbahçe Spor Kulübü’ne olan bağlılıklarının ve Kulübümüzün geleceğine sahip çıkma iradelerinin en önemli göstergelerinden biri olmuştur. Oylama sonucunda, Sayın Aziz Yıldırım 17 bin 245 oyla Kulübümüzün 35. Başkanı olmuştur. Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım’ı ve seçilen yönetim kurulu üyelerini tebrik ediyor, kendilerine kupa ve madalyalarla dolu bir dönem diliyorum. Sayın Başkanımızın ve Yönetim Kurulumuzun önümüzdeki dönemde Fenerbahçemizi her alanda başarıya taşıyacağına olan inancımı da bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Kulübümüz, son iki yılda, ikinci kez olağanüstü genel kurul yoluyla Başkanlık seçimi yapmıştır. Üç yıllık yönetim süreci, üçüncü başkanla yürütülecektir. Hiç şüphesiz, arzu ettiğimiz yönetim istikrarı açısından bu durum, üzerinde düşünülmesi gereken son derece olumsuz bir husustur. İstikrar, sürdürülebilir başarılar için şarttır. Umuyor ve diliyorum ki bugünden sonra oluşacak istikrar ortamıyla sürdürülebilir başarıların elde edildiği uzun dönemlere şahitlik ederiz.  Olumlu tarafından baktığımızda, seçimlerimize, üyelerimizin yüksek katılımı, genel kurulun demokratik olgunluk ve güven ortamı içerisinde gerçekleştirilmiş olması, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün güçlü demokratik kültürünün en önemli göstergelerindendir. Bunun içindir ki genel kurulumuzun icrasıyla ilgili üyelerimizden bizlere iletilen çok sayıdaki tebrik ve teveccüh çok değerlidir. Seçimlerin yüksek standartlarla ve güvenli bir şekilde yapılmasına destek sağlayan Sayın Sadettin Saran ve yönetimine teşekkürlerimi sunuyorum. Seçim süreci boyunca bizlerin çalışmalarını kolaylaştıran ve destekleyen Sayın Başkanımız ve ekibine, yine başkan adayımız Sayın Hakan Safi ve ekibine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Seçim işlerini kusursuz yürüten Yüksek Divan Kurulu Başkanlığı üyelerime ve sekretaryamıza, sicil kurulumuza ve üyelik ilişkileri direktörlüğümüze de ayrıca teşekkür ediyorum.

Seçimlerde görev yapan genel kurul divan başkanlığı üyelerine, stadyum güvenlik ekibimize, sicil kurulumuza ve personelimize, büyük fedakârlıklarla görevlerini icra eden personelimize de teşekkürlerimi sunuyorum. Seçim, “kulübün namusudur” şiarını benimseyerek sandıklarda görev yapan, iki başkan adayımız tarafından belirlenmiş, görevli kulüp üyelerimize, gözlemcilere de en derin şükranlarımı sunuyorum.

Bugün, hep birlikte Kulübümüzün geleceğine odaklanma günüdür. Çünkü Kulübümüzün kaybedecek tek bir saniyesi yoktur

Bugün seçimler bitmiş, yeni başkanımız ve yönetimimiz belirlenmiştir. Artık Fenerbahçemiz için birleşme, tek vücut, tek yürek olma zamanıdır. Bugün, ayrılıkları değil, birlikteliğimizi konuşma zamanıdır. Bugün, farklılıklarımızı değil, bizi Fenerbahçe yapan ortak değerlerimizi büyütme günüdür. Bugün, hep birlikte Kulübümüzün geleceğine odaklanma günüdür. Çünkü Kulübümüzün kaybedecek tek bir saniyesi yoktur. Başkanımız ve yönetimimizin yanında durarak, onlara destek vermek dışında başka bir düşüncemiz olmamalıdır. Hedefimiz bellidir. Diğer tüm branşlarda elde ettiğimiz, futbolda ise hasretini çektiğimiz şampiyonluğa bu sezon sonunda ulaşmak hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Bu sebeple Yüksek Divan Kurulu üyeleri olarak bizler, bugün, burada, ortaya koyacağımız birlik iradesi ile camiamızın tüm bireylerine liderlik ve rehberlik etmeliyiz. Başarı yolundaki en önemli güçlerimizden biri, kendi içimizdeki birlik ve beraberliğimiz olacaktır. Elbette seçim dönemlerinde farklı düşünceler, tercihler olacaktır. Bu durum yoğun seçim süreçlerinin olumsuz sonuçlarındandır. Seçimler tamamlandığında ise hepimizin ortak kimliği ortaya çıkmıştır. O kimlik, Fenerbahçeliliktir.

Mazimiz, birlikte hareket ettiğimizde kazandığımız sportif başarılarla doludur. Lütfen bu gerçeği hep aklımızda tutalım. İnanıyorum ki kuruluşumuzun 120. yılında elde edeceğimiz büyük başarılar, tarihimize altın harflerle yazılacaktır. Kulübümüzün 120. kuruluş yılında elde edeceği büyük başarılarda, göstereceğimiz çaba ve emeklerle pay sahibi olmanın gururunu hep birlikte yaşayalım.

3 Temmuz süreci, yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değil; gelecek nesillere aktarılması gereken bir hafıza, bir sorumluluk ve bir duruş meselesidir

Değerli Üyelerimiz,

Divan Kurulu toplantı dönemimiz içerisine tesadüf eden ve kulüp olarak, camia olarak her an hatırlanması gereken, “kurtuluş ve hayatta kalma mücadelemizin” başlangıcının 15. yılı vesilesiyle duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

3 Temmuz 2011, Fenerbahçe Spor Kulübü tarihi açısından asla unutulmaması gereken bir gündür. Kulübümüze karşı FETÖ terör örgütü tarafından gerçekleştirilen bu büyük kumpas; Fenerbahçe’nin tarihi gelişimini, ekonomik yapısını ve sportif rekabet gücünü derinden etkileyen, varlığımıza yönelik, organize bir saldırıdır. 3 Temmuz gibi büyük bir saldırı sonrasında bugün hâlâ güçlü bir şekilde ayakta durabiliyor olmamız; tribünde, sokakta, adliyede, sahada ve hayatın her alanında sarı lacivert duvarı ören taraftarımızın ve camiamızın destansı mücadelesi sayesinde mümkün olabilmiştir. Bu süreçte yaşadığımız maddi ve manevi kayıpların telafisi mümkün değildir. Bununla birlikte Fenerbahçeliler emin olmalıdır ki 3 Temmuz sürecinde sorumluluğu bulunanların hukuk önünde hesap vermesi için Kulüp olarak mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir. Bundan hiç kimsenin şüpheniz olmasın.

3 Temmuz 2011 tarihinde sahip olduğumuz ekonomik büyüklük, marka değeri ve sportif hedefler düşünüldüğünde; geçen yıllar içerisinde özellikle futbolda elde edemediğimiz başarıların temel sebeplerinden biri, şüphesiz bu hain saldırının yarattığı olumsuz sonuçlardır. Futbolun, büyük ekonomik ve sportif rekabet alanına dönüştüğü bu dönemde yaşananlar sadece Fenerbahçe’nin değil, Türk futbolunun da adalet duygusunu derinden etkilemiş ve sarsmıştır. Birçok alanda FETÖ ile mücadelede devletimiz önemli mesafeler almıştır. Bununla birlikte; bizler, bugün, hala 3 Temmuz sürecine ilişkin tüm gerçeklerin ortaya çıkarılması, sorumlulukların hukuk çerçevesinde değerlendirilmesi ve adalet duygusunun tam anlamıyla tesis edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Balyoz, Ergenekon ve Askeri Casusluk gibi önemli dava süreçlerinde, FETÖ yapılanmasının rolüne ilişkin ortaya çıkan değerlendirmeler ve yargısal tespitler, toplumun geniş kesimleri tarafından bilinmektedir. FETÖ’nün en önemli kumpaslarından biri olan 3 Temmuz sürecinin hâlâ farklı yorumlarla ele alınıyor olması ise büyük ölçüde sportif rekabetin oluşturduğu çarpık bakış açısının bir sonucudur. Yargı kararlarıyla ve devletimizin ilgili makamları tarafından yapılan açıklamalarla “kumpas” niteliği ortaya konulan 3 Temmuz sürecinin doğru olarak anlaşılması; sadece Fenerbahçe camiası açısından değil, ülkemizde; hukuk devletine ve adalet duygusuna olan güven açısından da büyük önem taşımaktadır.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3 Temmuz sürecinde örgüt lehine faaliyet gösteren TFF mensupları hakkında yürütülen soruşturma da UEFA süreçlerine yönelik müdahalelerin anlaşılması açısından son derece önemli bir aşamadır. Bu sürecin adalet ve hukuk ilkeleri çerçevesinde sonuçlanmasını büyük bir dikkat ve hassasiyetle takip ediyoruz.

Değerli Hazirun,

Geçmişte yaşadığımız bu büyük sınavdan çıkardığımız derslerle, gelecekte karşılaşacağımız her türlü mücadeleye daha güçlü, daha hazırlıklı ve daha kurumsal bir yapıyla cevap vermek zorundayız. 3 Temmuz süreci, yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay değil; gelecek nesillere aktarılması gereken bir hafıza, bir sorumluluk ve bir duruş meselesidir. Bu mücadelede yer alan, bugün aramızda olmayan, üyelerimizi ve taraftarlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Dava ve yol arkadaşlarımızdan, eski Divan Başkanımız merhum Yüksel Günay’ı, Serkan Acar’ı ve Ahmet Çelebi’yi büyük bir hüzünle yâd ediyorum.  3 Temmuz’u kırmızıçizgimiz kabul ederek mücadele eden geçmiş başkanlarımıza ve yöneticilerimize, 15 yıldır bu mücadeleden vazgeçmeyen başta Başkanımız Aziz Yıldırım ve tüm dava ve yol arkadaşlarımıza, bu davaya gönüllü olarak katkı sunan hukukçu meslektaşlarımıza ve Fenerbahçe için bu uğurda fedakârlık yapan camiamızın tüm mensuplarına teşekkürlerimi sunuyorum.

Sarı lacivert duvarı oluşturan, kulübünün yanında duran, göğsünü siper eden tüm Fenerbahçelilere bir kez daha en derin şükranlarımı sunuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki Fenerbahçeliyiz.

Tek önceliğimiz vardır. Kulübümüzün başarısı ve camiamızın mutluluğu

3 Temmuz konusunda sözlerimi tamamlarken tarihe not düşmek isterim ki bağlılığımız sadece Fenerbahçe Spor Kulübü’ne ve üyeler arasında bir iç anlaşma mahiyetinde olan Fenerbahçe Spor Kulübü Tüzüğünedir.  Bunun için sadece Kulübümüzü sever ve sadece Kulübümüze bağlanırız. Kulübümüzün sahip olduğu ilkelere, dönemsel olarak değil, bir hayat boyunca bağlıyız. Bizler, Fenerbahçe’nin menfaatleri doğrultusunda gerektiğinde farklı düşünceleri ifade eder; ancak kulübümüzün değerlerine ve hedeflerine sahip çıkma konusunda daima tek vücut olmayı biliriz. Bize miras kalan bu dayanışma anlayışı, hayat boyu taşıyacağımız bir sorumluluktur. Kulübümüzün uzun vadeli hedeflerine yön verilen bu gibi toplantıları kulübümüze olan bağlılığımızı, tutku ve sevgimizi ortaya koyacağımız bir fırsat olarak görürüz. Tek önceliğimiz vardır. Kulübümüzün başarısı ve camiamızın mutluluğu. Fenerbahçe Spor Kulübü üyeleri olarak, Kulübümüzü korumak, değerlerine sahip çıkmak ve geleceğine katkı sunmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Tüzüğümüz ve tarihi misyonumuzun bir gereği olarak, Yüksek Divan Kurulu’nun görevi hiçbir zaman günlük yönetim süreçlerine müdahale etmek değildir. Yönetim yetkidir. Divan ise hafıza ve dengedir. Fenerbahçe’nin büyüklüğü bu iki unsurun birbirini tamamlamasıyla korunur. Bizlerin görevi; tüzüğümüzün bize verdiği sorumluluk çerçevesinde kulübümüzün kurumsal hafızasını korumak, doğru gördüğümüz konularda katkı sunmak ve gerektiğinde yapıcı uyarılarla geleceğimize sahip çıkmaktır. Ancak hafıza ve denge fonksiyonumuz, farklı görüşlerin ifade edilmesinden veya kulübümüzün yarınlarını ilgilendiren konularda katkı sunmaktan geri durmamız anlamına gelmez. Yüksek Divan Kurulu; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün menfaatlerini gözeten, kurumsal hafızayı taşıyan, akıl ve vicdan temelinde ortak değerlendirme üreten bir kuruldur. Fenerbahçe’nin büyüklüğü, dönemsel başarıların değil; kuşaklar boyunca aktarılan değerlerimizin, güçlü kurumsal yapımızın ve aidiyetimizin eseridir. Bizim görevimiz, sadece bugünün Fenerbahçe’sini savunmak değil, yarınların Fenerbahçe’sini inşa edecek kurumsal anlayışına katkı sağlamaktır.

Büyük kulüpler sadece bugünün başarılarıyla değil, yarının belirsizliklerine karşı hazırlıklı, kurumsal yapılarıyla ayakta kalabilirler

Bugün, burada, sizlere sunulacak yönetim kurulu faaliyet raporu ve denetim kurulu raporları üzerinden, kulübümüzün yarınlarına yönelik “kurumsal reform çalışmalarına, sürdürülebilir başarıya, mali disiplin ve sportif yapılanmaya” dair konularda önemli konuşmalar yapılacağını düşünüyorum.

Unutmayalım ki büyük kulüpler sadece bugünün başarılarıyla değil, yarının belirsizliklerine karşı hazırlıklı, kurumsal yapılarıyla ayakta kalabilirler. Fenerbahçe’nin hedefi yalnızca başarılı olmak değil; kurumsal başarıyı sürdürülebilir hale getirecek sistemi kurmak olmalıdır. Divan Kurulu Başkanlığının ve Değerli Divan Kurulu Üyelerimizin dün olduğu gibi bugün de kulübümüzün yarınlarının inşasına dair bu önemli süreçte değerli katkılarda bulunacağından camiamızın hiçbir şüphesi olmasın. Fenerbahçe Spor Kulübü yalnızca Türkiye’nin değil, uluslararası spor dünyasının önemli markalarından biridir. Bu değeri büyütmek; taraftarımızın tutkusu, üyelerimizin bağlılığı ve kurumsal yönetim anlayışımızla mümkündür.

Bizler, Fenerbahçe'ye hizmet etmeyi bir görev değil, ömür boyu taşınacak bir onur olarak görüyoruz. Bu anlayışla, Kulübümüzün geleceği için çalışmaya devam edeceğiz. Sizlere en derin saygılarımı sunuyor, hayatınızın her anını, bitmeyen Fenerbahçe sevgisi ve değişmez manevi değerlerimizle sağlık içinde yaşamanızı temenni ediyorum.