Efsane Raul’a veda, yedi numaralara saygı

İnsanlık değeri yüksek yedi numaralardan birisi Raul da yeşil sahalara veda etti. Birçok şeyini borçlu olduğu Jorge Valdano gibi onu da bir süre sonra tribünde takım elbiseleriyle kulübünün en üst düzey yöneticisi olarak göreceğimiz günler uzakta değil.

Yedi numaralı forma en çok Emilio Butragueno’ya yakışıyordu. Real Madrid efsanesini dönemin şartları gereği fazla izleme şansı bulamasak da iletişimi dar o zamanlar dünyasının içinde Butragueno ismini duymayan kalmamıştı. Ne de olsa futbol en güçlü iletişim kanalı olma yoluna hızla girmişti. Bu satırların yazarının ilk forması el yapımı bir kazak olmuştu. Üzerinde 7 numara yazardı. Yazarın iflah olmaz Kevin Keegan hayranlığı da 7 numaranın büyüsü ile açıklanabilir. Kevin 70’ler dünyasında en güçlü markalardan biri olan Liverpool’dan Hamburg’a transfer olduğunda Kıta’yı kasıp kavuran Beatles ezgileri kadar hızlı yayılan bir şöhrete kavuşmuştu. Biz çocukların 7 numaralı formaya ilgisinin kahramanlarından ikisidir Butragueno ile Keegan.

Emilio Butragueno, 1986 yılında Danimarka’ya Dünya Kupası maçında dört gol atınca hayranlık katsayımızı fiyatlandırıp, paha biçilmez bir adam oluvermişti.

Yedi numaralı formayı taşıyan ünlü Real Madrid yıldızlarının sonuncusu Portekizli Ronaldo pazar değeri ve yetenekleri itibarıyla günümüz çocukları için paha biçilmez bir yıldız olabilir ama Butragueno’nun içimize düşen sevgisiyle bugünün duygularını kolaylıkla ayrıştırabiliyoruz.

Butragueno ile doğup Raul’u yaşadık

Ne de olsa bir süre sonra geçmişte yaşayan adamlara dönüşüyoruz. Bunun en net açıklaması “yaşlanıyoruz” cümlesiyle anlatılır. Yaşlandıkça değerli bir hayatı harcadığımızı, asıl paha biçilmezin hayatın ta kendisi olduğunu hissetmeye başlıyoruz.

İletişim sevgi coğrafyamızı büyüttü. Televizyon ve internet sayesinde aslında dünyada aynı dili konuşmasak da birbirimize çok benzediğimizi kavradık. Butragueno’yu, Keagan’ı bir görünüp bir kaybolan dost, ağabey kardeş gibi görürken Raul, Romario, Zidane ile büyüdük... Hayatımızın konu başlıkları değillerdi belki ama metinlerin içinde isimleri sık geçiyordu.

10 numaralı formanın 7 numaradan daha popüler olduğu dönemin çocuklarına Butragueno, Raul ve Ronaldo’dan bir özlem, hayranlık ve veda yazısı çıkarırken kendinizle de bir muhasebe yapabiliyorsunuz. Sırtınızda aynı rakamları taşısanız da paha biçilmezlik, bir rakamla özdeş olmaktan ötesi insan değerleriyle farklılaşmak değil mi?

Ronaldo’nun kan bağışında bulunmayı hayatının en kutsal değerlerinden biri görerek tüm meslektaşlarının aksine bedenine dövme kazıtmayarak yaşaması paha biçilmez değil de nedir mesela?

İnsanlık değeri yüksek yedi numaralardan birisi Raul da yeşil sahalara veda etti. Birçok şeyini borçlu olduğu Jorge Valdano gibi onu da bir süre sonra tribünde takım elbiseleriyle kulübünün en üst düzey yöneticisi olarak göreceğimiz günler uzakta değil...

Raul Madrid koşusu

Butragueno gibi futbola şeref tribününün gerçek sahiplerinden birisi olarak bakacak.

Onu her gördüğümüzde elimizdeki kağıda bakıp konuşmadan hafızamıza kazınan golleri, kariyeri ve hikayesiyle anlatmaya başlayacağız. Sesimizdeki netlik, kararlılık sayesinde yaşlandığımız hissedilecek. Sahadaki yedi numaraya uzak, eski yedi numaraya yakın kalacağız..

Olgunluğun meyvelerini o zamanın çocukları fiyatlandırabilecekler mi? Bilmek çok zor ama bildiğim yaşarken ıska geçmediğimiz..

Raul’u ıska geçmedik. Meşhur hikayedir bilirsiniz. Atletico Madrid’in sabıkalı başkanı Jesus Gil’in paranın satınalma gücüyle yürüme politikası, Atletico Madrid genç takımlarını vurmuştu. Bu hengamenin içinde kaybolup gidecekken babasının taraftarlık sevgisi mantığına yenilmiş, alıp onu Real Madrid’e götürmüştü.

Valdano’nun öngörüsü sayesinde Raul’u ıska geçmedik. Kader onu çocukluk aşkı Atletico Madrid karşısında yıldızlaştırmıştı. Zamorano ve Laudrup gibi devlerin elinden aldığı Real Madrid’in golcülüğü görevini 16 yıl başarıyla yaptı Raul... Atletico’da doğsa bugün ülkesinden binlerce kilometre ötedeki yazara bu satırların ilhamını veremezdi. Doğru zamanda doğru yerde olma kaderinde yazılıydı. Zaten A. Madrid çifte kupalı 96 sezonundan sonra hiç şampiyon olamadığı gibi adım adım uzaklaştı Real’den..

Raul, Galacticos afişinin esas adamıydı. Yönetmen değişiyor, yapımcı değişiyor, sahne ve figürasyon değişiyor, o değişmiyordu.

Ronaldo, Zidane, Carlos gelip geçerken o doğma büyüme Madrid efsanesine dönüşmüştü.

Raul Madrid oluvermişti kariyerindeki ışıltıyla adı. Sırtındaki yedi numara paha biçilmez tarihi zirvesine çıktı. Shalke taraftarı da onu çok sevdi. Goller cebindeydi. Teker teker kullanıyor, yanındaki adamlara öğretiyordu. Tribünler onu sevdikçe Real Madrid ona doğru veda yapmadığına hayıflanmaya başlamıştı. Raul’un bir Real Madrid efsanesi olmaktan öte bir dünya vatandaşı olduğunu gösterdi Shalke yılları. Bana hep Liverpool’dan Hamburg’a geçtiğinde kişisel sevgimin sınırlarını aşan Keagan’ı hatırlattı.

Vedası bir yeni merhabadır aslında. Bu satırlara kazandıkları kupalar, attığı yüzlerce gol ve muhteşem gol sezgilerini yazarak anlatabilmem imkansızdı. Muhtemelen yazının fon müziğini siz onun gollerini arka ekranda izleyerek okudunuz. Raul ile yaş itibarıyla tanışmadıysanız, size teknoloji yardım edecektir. Eğer henüz bizim Butragueno’yu tanıdığımız yaştaysanız, bir gün gelecek sizin Butreguenonuz Raul olacak inanın!

Büyük ustaya bize sunduğu şov için kucak dolusu sevgiler.

Futbol dünyası onsuz bir kişi eksik kalacak. İyi pazarlar...

Okay Karacan
Zaman | Twitter

Yazarın Diğer Yazıları

Yazara ait başka yazı bulunamadı