Oyun!

Başkanı ve yöneticilerinin özgürlüklerinden yoksun bırakılışlarının 211. gününde, lig tarihindeki 1000. galibiyetinin peşindeydi Fenerbahçe.

Eski oyuncusu ve adı ara transferde sıkça geçen Nobre ise, tıpkı ilk maçta olduğu gibi yine yoktu rakibi Mersin'de! Nasıl bir tesadüfse! Madem ikinci kez Sarı-Lacivert'e karşı oynamadı, bu garip durum tez incelene!

Cezadan dolayı Zigeler’in yerine Caner sol bekte, sakatlıklardan dolayı Prens Özer sağ önde, çok çalışıp az üreten Mehmet, Baroni ile orta yerde, oynama şansı buldukça kendini kanıtlamaya, öne çıkmaya başlayan Stoch, Alex ve Kral Henri pozisyon ve skor üretme görevinde.

Çok pozisyon vardı ilk yarıda gerçekten, Alex, Stcoh ve Henri önderliğinde. Arada Gökhan gibi ekstralar da oldu ancak, Gökhan hâlâ eskisi gibi değil, bir garip seherlerde! Oynatınca, uzun süreler ve güvendiğini belli ederek fırsat tanıyınca oluyor işte. Stoch örneğinde olduğu gibi. Çok formsuzken, normalinin çok gerisindeyken dinlendirmeyip oynatınca da, Gökhan gibi eksildikçe eksiliyor işte! Kimileri bildiğiniz gibi sayar yerinde, kimileri ısrar edince geri gider, kimileri de üzerine koyar da koyar Slovak gibi gereğince!

Nedir futbolun değişmez söylemi, “atamayana atarlar” değil mi! Eee, bir devre boyunca o kadar kaçırırsan, ikincisinde sıkıntıya girersin işte! Dünkü karşılaşmanın özeti de budur bizce!

Futbol, aslında sadece bir oyundur ve en basitidir takım oyunlarının. Bu nedenle herkes bir şeyler söyler, yazar. Zaman, aslında futbol zamanı değilse de, Fenerbahçe lokomotifidir bu oyunun ülkede. 1000. galibiyetini alır ve her şartta tarih yazar itina ile!

Yazarın Diğer Yazıları