Çok ve hiç

Sezon başlamadan ‘töhmet enkazı’ altında bırakılmış, cendereye alınmış ve infaz edilmiş iki takımın karşılaşmasıydı dün geceki... Sivas’ta sıcaklık sıfırdı, Fenerbahçe’nin oyunu ise sıfırın çok altında..

Bu sezon belki de ilk kez kendi kimliğinden bu kadar uzak bir görüntüdeydi Sarı-Lacivertliler. Gereksiz ve saçma sapan bir telaşın içindeydi. Panikledikçe de zincirleme hatalar üst üste geldi. Ayakta durmakta, yardımlaşmakta, üç pası üst üste yapmakta zorlandı. Bunu aştığında da ikili sıkıştırmalara ya da taktik faullere takıldı. Eğer sahadaki futbol skora yansısa, ev sahibi takım tarihi fark yapardı.

Fenerbahçe öyle bir ilk gol yedi ki; ofsayt olması bile, pozisyonun en başından en sonuna kadar yaşanan saçmalıklar silsilesini izah edemez. Fenerbahçe açısından dün gecenin tarifi top yekün bir kimlik bunalımıydı. En etkili ayaklar bile etkisiz elemana dönüşmüştü. Gol yersin, 3-4 gol de yersin. Bu kabul edilebilir ama o gollerin beşinci sınıf bir takım gibi yemek, her pozisyonda çuvallamak yenilir yutulur hal değil.

İsyanın ve direnişin öteki tarihini yazan, hırsından topu ısırıp yemesi, kendini parçalaması gereken bir takıma, bu pasif, bu çaresiz, bu aciz, bu silik, bu kendini inkar eden görüntü hiç ama hiç yakışmadı. Futbolcularda hem fizik kondisyon, hem motivasyon ve konsantrasyon anlamında çok sert, çok bariz ve çok dramatik bir düşüş yaşanıyor. Fenerbahçe milli maç arasında bu sorunu çözemezse, bu sorun Fenerbahçe’de çözülmeye yol açar.

Yazarın Diğer Yazıları