'Kazan kazan' formülü

Fenerbahçe değil duraklamaya, duraksamaya bile tahammülü olmayan olağanüstü bir dönemden geçiyor. İnönü’ye ligin tek namağlup takımı unvanıyla gelmişti, iki kez yenik duruma düşmesine rağmen yine öyle ayrıldı. Kazanmaya daha çok ihtiyacı olan takım Beşiktaş’tı. Futbolun ve puan tablosunun gerçekleri Beşiktaş’ı,  içinde bulunduğu moral atmosfer ise Fenerbahçe’yi kazanmaya mecbur kılıyordu.

Şampiyonluktaki rakiplerin beklenmedik puanler saçtığı haftada, maçın değeri 3 puandan çok daha fazlasıydı. Beraberlikte bile iki taraf da kazanacaktı.

Maçların yas ve gözyaşı ortamında oynatılmasının iler tutar hiçbir yanı yok. Hele perşembe dayatması apayrı bir konu. Son gün yaşanan taraftar yasağı komedisi tuzu biberi. Stada yapılan taraftar baskınının ucuz atlatılması ülkenin şansıdır. TFF bütün bu olan bitenler dolayısıyla, icraatıyla ne kadar övünse azdır. Fırat Aydınus’u bu derbiye atamak bile eskiden kalma bir ezber.

Simao Sabrosa’nın jenerik  golüyle erkenden skoru yakaladı ev sahibi... Ancak Fenerbahçe bu şoka rağmen çözülmedi. Alex de Souza bu deplasmandaki alışkanlığını gösterdi ve yine boş geçmedi.  Almeida’nın golünü Ziegler’e yazmalı... Baroni, Simao’ya nazire yaparken, takımını göçük altından çıkaran adamdı.

Sarı-Lacivertliler’de sahanın en iyisi Caner’di, Siyah-Beyazlılar’da ise Mustafa Pektemek. Ne hikmetse ikisi de oyundan erken alındı. Derbide futbol ve pozisyon üstünlüğü Fenerbahçe’de, mücadele ve hırs üstünlüğü Beşiktaş’taydı.

Yazarın Diğer Yazıları