Siyah makamı

Fenerbahçe memleket gibi, memleket de Fenerbahçe! Ruh ikizi gibiler. Birinde hava nasılsa öbüründe de o! İkisinin üstünden de kara bulutlar hiç eksik olmuyor. Ancak onlara da hep kendisi davetiye çıkarıyor.

Teröre karşı gösterilen ortak tepki, şehitlerin adıyla yapılan yoklama müthişti. Tıpkı aylardır ele güne gösterilen  inanılmaz direniş gibi... O kadar çok cephede birden mücadele edince, sahadaki mücadele unutabiliyor bazen. Halbuki ikisi de birbirinden farklı değil, ikisi de aynı önem ve anlamı taşıyor.

Aykut Hoca’nın Mersin fırçası zihinleri açmaya yetmemiş. Herhalde tel fırça gerekiyor paslanmayı gidermek için... “Memleket bir yandan terör, bir yandan depremle uğraşırken, bir de biz yüzde 50’yi üzmeyelim” havasındaydı Fenerbahçe...

Böyle giderse “Bize her yer Kadıköy” söylemi ve iddiası yakında “Bize her yer deplasman”a dönüşür kaçınılmaz olarak. Engizisyona ve cellatlarına karşı savunma böyle mi yazılır? İyi futbolu, göze hoş gelen oyunu, skoru bir kenara bırakalım tamam... Tamam da yardımlaşma, dayanışma, mücadele, meydan okuma, direniş, kavga, inat ve isyana ne oldu? Bu kelimeler 5 haftada kenar süsüne mi dönüştü? Tekmili birden bütün bu saydığım unsurlar bir an evvel hatırlanmaz ve çoğaltılmazsa, Fenerbahçe giderek azalır.

Sahadaki Sar-Lacivert ile tribündeki, sokaktaki, Kadıköy’deki ve Türkiye’deki Sarı-Lacivert arasındaki çelişki giderek derin uçurumlara dönüşüyor. Kendinden kaçak ve fikri firar haller yakışmıyor. Bu ağır çelişkiye yanıt bulacak olan da elbette Aykut Kocaman... Hem de hiç tereddüt etmeden ve çok geç olmadan!

Yazarın Diğer Yazıları