Oldu mu şimdi?

Fenerbahçe bir maçından daha galip ayrıldı.Elbette şaibeve şike tarafı polisler ve savcılar tarafından ele alınacak, bir kez daha tapeler ortalığa saçılacaktır.

En başta Mersin’in iki kalecisi ile Bekir’in smaçını görmezden gelen Halis Özkahya bu galibiyetin baş zanlılarıdır. Metris’teki ‘çete reisi’ illa ki ve hala maçlara müdahale ediyor olmalı. Yoksa bu kadar kan kaybından, kanka ayıbından ve moral bozukluğundan sonra bu neyin nesi ola ki? Bu gereksiz ve anlamsız direnişle sonuna kadar düşürülmeyi hak etmiyor mu şimdi? Önümüzdeki senenin iddianamesinde neyin yer alacağını şimdiden ayan beyan şekilleniyor sanki.
Nurullah Sağlam’ı tebrik etmeli... Gerçekten ligin eskilerinden taş gibi bir takım oluşturmuş. Hamleli, mücadeleci ve istekli.. İki saçma sapan golle geriye düşmelerine, on kişi kalmalarına rağmen morallerini bozmadılar... Fenerbahçe iki rahat top yaptırmadıkları gibi sahayı da dar ettiler. Hatta maçın sonuna doğru golü de buldular.

Aykut Kocaman’ın futbolcuları Mersin’in yaptığını yapamadı.Onlar kadar mücadele edip, yardımlaşamadı.Top rakipteyken hamle üstünlüğü, adam ve alan paylaşımı konusunda orantısızlık ve ciddi bir sıkıntı vardı. Tartışmasız Büyük Usta Alex, Ziegler ve Mert galibiyete damga vuran isimler oldular. Her şeye rağmen Metris’e bir selam daha göndermeyi başardılar.
Fenerbahçe’nin son Türkiye Kupası’nı aldığı deplasman Mersin’di. Belli mi olur ? İleride bir de bakarsınız ki; bu üç puan da başka bir zaferin işaret fişeğiymiş. O yağmur yağarken, herhalde ‘tutsak’ başkan da Barış Manço’nun “gökler ağlıyor dostlar, ben ağlamışım çok mu?” dizelerini gözyaşlarına gerekçe yapıyordu.

Şimdi bu liderlikle perçinlenmiş isyan ve direnişin önünde en kritik iki haftaya gelindi. O maçlar savcılık iddianamesine karşı yazılacak en etkili savunma olacak. 

Yazarın Diğer Yazıları