İşte bu!

Böylesine kritik maçta bile artık bir Kadıköy geleneği olduğu üzere maça 1-0 yenik başladı Fenerbahçe...

Hem de yine kendisi “alın atın” diye ikram ederek. Neyse ki bu soğuk duşa rağmen şoka girmedi, paralize olmadı. Tam tersi o andan itibaren sahaya inat, inanç ve direnç koydu. Bu isyanın ateşleyicisi Emre Belözoğlu “Messivari” bir golle skorda dengeyi kurarken, şapka çıkarttırdı. Ancak o sakatlanınca Fenerbahçe’nin oyundaki üstünlüğü sona erdi. Güçler yine eşitlendi.

Yönetim bu Volkan’a mutlaka nazar boncuğu takmalı. İkinci gol dışında varlık gösteremeyen güçsüz Semih’e de, Topuk Yaylası’nda ballı-pekmezli acımasız bir terapi kampı ayarlanmalı. Ama reçeteyi de formülü de mutlaka Kuyt vermeli. Fenerbahçeliler müthiş dokunuşu direğe takılan Kuyt’a artık bir “kurşun döktürme zamanı” geldi diye düşünürken, O 75. dakikada şeytanın bacağını yine müthiş bir dokunuşla kırdı. Uzun zamandan beri Fenerbahçe’nin olumsuz anlamda ‘kader adamı’ olan Meireles’in nihayet beyaz bir yumurta yumurtlayıp maçı çeviren adam olması da enteresandı. Skorun ve gollerin dışında hem tribündeki taraftarlar hem de ekran başındaki futbolseverler kıran kırana müthiş mücadeleye, futbola ve heyecana doydular. Fenerbahçe çok önemli bir rakip karşısında önemli sakatlarına ve maça yenik başlamasına rağmen çok net bir galibiyet aldı. Zirvedeki rakipleri puan kaybettiği için değil, ortaya konulan inat, direniş ve hırs nedeniyle Fenerbahçe’nin kazancı 3 puandan çok daha fazlasıdır.

Yazarın Diğer Yazıları