Sükunet: 3 Ajitasyon: 0

Sezon başından bu yana sürdürülen ve maç haftasında tavan yapan ince ajitasyonlara, “şakayla karışık” provokasyonlara, tribün esnafına verilen 'ters manyel' komutlara rağmen, akıl ve sükunet kazandı.

Trabzonsporlu futbolculara öyle keskin motive ve konsantre edilmiş, öyle ölüm-kalım maçı havasına sokulup gaza getirilmişler ki; bu ağır yükü kaldıramadılar. Yani kelimenin tam anlamıyla aşırı yüklemelerden “sürkonsantre”, “sürmotive” oldular. Çünkü onlara galip gelmek de yetmezdi. Fenerbahçe ezilip, parçalanıp perişan hatta ve hatta yok edilmeliydi. Neredeyse iki senedir camianın buyurganları, tribün esnafının doyurganları tekmili birden böyle buyurmuş, böyle ihale etmişti. Ancak bumerang geriye döndü.

Sarı-Lacivertliler, UEFA Kupası deplasmanından sonra çıktıkları en kritik ve sinir harbine dayalı deplasmanda sezonun en akıllı, en soğukkanlı oyununu oynadı. Biraz kendisi gibi oynadı, semeresini de, ödülünü de fazlasıyla aldı. Emre’deki öfke kontrolüyle, “taammüden azmettirilmiş çocuklar” arasındaki fark, tabeladaki farkı getiren farktır. Kuyt ise maçın gizli kahramanıdır.
Bütün opsiyonlarını hoyratça değil hunharca tüketen Fenerbahçe’nin çeyrek puan kaybına bile tahammülü yok. Artık her maç “olmak ya da olmamak” maçı, artık her maç Rus Ruleti. Bunu da bu hale tüm unsurlarıyla birlikte bizzat kendisi getirdi.

Mevcut tabloda bütün maçları kazanması bile Fenerbahçe’nin şampiyon olmasına yetmiyor. O zaman “rakipler bize karşı çok sert oynuyor“ diye mızmızlanmak yerine rakipten daha sert oynayacaklar. Hakemden dert yanmak yerine, rakibi dert yanar hale getirecekler. Elbette bütün bunlar Meireles densizliğiyle değil, futbol ve ahlak kurallarının tamamen içinde kalmak kaydıyla...

Yazarın Diğer Yazıları