Yetmez ama evet

Fenerbahçe ne zaman bir maça basarak ve rakibi boğarak başlayacak, ne zaman rakip kaleciye bile sahayı dar edecek, ne zaman rakip stoperleri canından bezdirecek çok merak ediyorum.

Çünkü bu saydıklarımı her takım her yerde Fenerbahçe’ye çok rahatlıkla yapabiliyor. Ligin ‘deplasman özürlü’ iki takımının karşı karşıya gelmesi ilginç bir tesadüftü. Kadın ve çocuklardan oluşan tribünleri neredeyse aşağılama yarışına girenler, dünkü tribünler için ne düşünüyorlar acaba? Onlar en azından tiz sesleriyle de olsa maçı ve pozisyonları yaşıyorlardı. Bunlar tribünde kendi maçlarını yapıyorlar. Maçla alakaları olmadan, arabeskten devşirme nağmelerle futbolcuları da kendilerini de uyutuyorlar.

Fenerbahçe başıboş bıraktığı ribaunt toplar konusunda bu kez daha dikkatliydi, çoğunu da topladı. Ayrıca diğer maçlara göre rakibe pek pozisyon da vermedi. Ancak top rakipteyken seyretme ve ikili mücadelelerdeki güçsüzlük problemi aynen yerli yerinde. Maçın başında ‘yalnız adam’ Musa Sow’un yoktan var ettiği golle öne geçti. Rakibi sersemletmişken üstüne gidip maçı koparmak yerine vitesi boşa atıp 15-20 dakika rölantide idare etti. Tekrar normale döndükten sonra da yakaladığı gol pozisyonlarını ve attığı şutları tabelaya yansıtamadı. İki kere de direkler engel oldu. Volkan’a elbirliğiyle golü yedirmeseler ayıp olurdu. Bu takım futbol, mücadele ve beceri anlamında gerçek kapasitesinin hâlâ en fazla yüzde 30’u ile oynuyor. Rakiplerinden daha çok mücadele edip, onlardan daha çok yardımlaşıp koşmadıkça, her maçta kabus görmeye abone olur. Kazandığı maçta bile taraftarına ikrah ettirir, burnundan getirir.

Yazarın Diğer Yazıları