Gönül gecesi

İki takım da çok zor günlerden geçiyor. Beşiktaş ekonomik savaştan en az hasarla çıkmanın, Fenerbahçe de kendi kendine ürettiği iç savaş ve hesaplaşmayı biraz olsun küllendirmek derdindeydi...

Kim ne derse desin Kadıköy’de gecenin en güzel yanı yine tribünlerdi. Bu, öyle zengin bir güzellik ki; hiçbir galibiyetle ölçülmez ve hiçbirine değişilmez. Fenerbahçe onlara ne kadar teşekkür etse az. Futbolun ruhunu inkar eden boş tribünleri tarihten silip bu uygulamayı hayata geçirenlere de bir kez daha sonsuz teşekkür.

Fenerbahçe, hafta içi yorgunluğuna rağmen yine diri, kararlı ve mücadeleci bir anlayış içindeydi. Beşiktaş da elinden gelenin en iyisini yapmak için çırpındı. Ancak Kanarya, Beşiktaş’a fazla top yapma şansı verdi. Bunda Fernandes’in sinir bozan olağanüstü soğukkanlılığı ve liderliği büyük etkendi.

Sow’un yarım rövaşatası muhteşemdi. Hep direklere ya da kaleciye takılan Gökhan sonunda müthiş bir vuruşla şeytanın bacağını kırdı. Pozisyonun gelişimi de çok estetikti. Sonra yetinmedi öbür bacağını da kırdı. Caner bir kez daha kendini parçalayan adamdı.

Aykut Hoca’nın çözmesi gereken en temel meselelerden biri, hakemin verdiği ya da vermediği pozisyondan sonra takımın dikkatinin dağılıp dalgınlık yaşaması.. Almanya rüzgarının ardından gelen bu galibiyet, savaş rüzgarlarını bir süre dindirecek. Ancak bundan sonra her galibiyet ya da mağlubiyette mutlaka Alex tartışması yaşanacak.

Yazarın Diğer Yazıları