Bu mudur?

Yazmaya başladığım ilk günden beri altını çiziyorum. Binlerce kez tekrarlasak yine fayda etmeyecek ama yine de söyleyelim: “Fenerbahçe’nin en tehlikeli, en korkucu, en belalı rakibi hep kendisi olmuştur.”

Durduk yerde, abuk sabuk, saçma sapan krizler üretmek, duman olmayan yerden ateş çıkarmak, sonra kendi kendini yuvarladığı uçurumun dibinde debelenip durmak, üç kuruşluk ağızlara malzeme vermek bu kulübün genetik defosu... Herkesi ve her şeyi yense de kendine yenilmekten bir türlü kurtulamıyor. Kendine hükmen mağlup!

Bu hali rakipleri için, kulübün pusudaki parazitleri için, medyadaki patolojik kalemşörler için tadından yenmez bir durum. Sen malzemeyi onlara kendi ellerinle verince, onlar da kaşıdıkça kaşıyor. Kanırttıkça kanırtıyor. Bu sarmal başlayınca da Fenerbahçe kendi yarattığı gayya kuyusunda debelendikçe debeleniyor. Enerjisini boşa harcıyor, camia ekseninden ve hedefinden sapıyor.

Elbette bu durumdan acı çeken, kulüplerinin alay konusu yapılmasına içerleyen, umudunu ve coşkusunu yitiren Fenerbahçeliler haklı olarak onlara değil de malzemeyi verenlere kızıyor. Böyle olunca da tabandan yayılan o huzursuzluk ve gerginlik, zincirleme bir şekilde her şeye sirayet ediyor. Herkes herkesle kavga etmeye hazır bir halde fırsat kolluyor.

Daha geçen sene yaşanılanlardan hiçbir ders alınmamış, sanki o müsibetler yaşanmamış gibi sezon başlar başlamaz koca kulüp, insanı hayrete düşüren ve utandıran bir kavganın içine düştü. Ortada fol yok yumurta yokken. Medya ve sosyal medya üzerinden inceden hesaplaşmalar, göndermeler ve imalar. Kimse kusura bakmasın ama bu kavgayı Fenerbahçeliler çıkardı, sorumlusu da bizzat kendileri. Taraftarlar ikiye bölündü, zihinleri büküldü. Türkiye’de medya tarafından aşağılanmaktan bıkmış, zerre kadar itibar görmemiş Daum bile bir anda medyanın gözdesi oldu. Kocaman’ı hedef göstersin diye ayağına kadar gidiyorlar.

İddianameler, ithamnameler, idamnameler, suçlamalar, tetikçiler, sinsi kalemler bile bu kadar tahrip edici olamadı ve olamazdı. Öbüründe bir onur kavgası vardı, bunun onur kırıcı utandıran bir yanı var üstelik. Ne yutabiliyorsun ne yutkunabiliyorsun.

Yahu idam sehpalarına çıkarılmış, haysiyet cellatlarınca defalarca infaz edilmiş Fenerbahçe’nin sorunu Alex midir? Fenerbahçe’nin sorunu Kocaman mıdır? Çalınmış, gasp edilmiş bir sezondan geriye kalan, kavgadan, direnişten arta kalan bu mudur? Yoksa futboluyla, yatırımıyla, transferiyle, mücadelesiyle, hırsıyla, yardımlaşmasıyla, direnişiyle, inadıyla, isyanıyla sahada bütünleşmek ve geçen senenin hesabını sormak mıdır? Bu mudur yani?

Yazarın Diğer Yazıları