Yapma Başkan..!

Nazım Hikmet, “Ben sende imkânsızlığı sevdim, fakat asla ümitsizliği değil” dizeleriyle sanki Fenerbahçe'yi tarif edip anlatıyor. Çünkü bu hem pozitif hem de negatif anlamda Sarı-Lacivert'in genetik karakteri...

Çünkü bu camia ‘var oluş öyküsü’nden bu yana imkânsızlığın, ümidin ve direnişin tarihini yazıyor... Elbette özellikle de 3 Temmuz’dan bu yana... Çünkü bu kadar yok edici, bu kadar cüretkâr ve pervasız bir saldırıyla hiç karşılaşmamıştı.  

Başına onca çorap örüldü, yapılmadık zulüm, atılmadık iftira kalmadı. Hayat damarları kopartıldı, finans kaynakları kurutuldu, futbolcuları oyundan, taraftarları futboldan soğutuldu, senin ve yöneticilerinin özgürlükleri elinden alındı. Ama bir türlü istediklerini alamadılar. O çullanmaya dağ dayanmazdı, ama senin Fenerbahçe’ni pes ettiremediler, diz çöktüremediler, kelle koparamadılar, teslim alamadılar.
Bunca yapılandan sonra hangi camia olursa olsun her anlamda dibe vurur, çöker, darmadağın olurdu. Hiç olmadı yılardı, sinerdi, içe kapanırdı. Enkaz altında bırakan dönemin ilahlarına kurban verip, biat ederek kurtulmaya çalışırdı.

Oysa Fenerbahçe bütün bu koşullar altında olmak bir yana, eksiltilmiş kadrosuna, el konulmuş bütçesine, kendi eliyle dağıttığı puanlara, hediye ettiği maçlara rağmen dimdik ayakta...! Hem de her branşta! Belki de
hiç olmadığı kadar bir azimle, umutla ve kararlılıkla...

Sana neyin bedelinin ödetildiğini herkes biliyor. Demir parmaklıklar ardına atılmana, haysiyetine ve biricik aşkına yapılan saldırılara kahkahalarla sevinen düşmanların da, senden nefret edenler de bunu biliyor. Bugüne kadar gösterdiğin dirayetle liderliğini katlayarak pekiştirdin. Özgürlüğünden yoksunken bile oradan ders veriyorsun. Şimdiden herkesi “Ya çıkarsa!” korkusu sardı bile çoktan...

Artık şeker ve tansiyonunun ölçülmesini reddettiğini canından çok sevdiğin kızın söylüyor. Başkası söyleseydi ihtimal bile vermezdim. Senin yaşaman lazım, inadına bir gün bile olsa bir saat bile olsa daha fazla yaşaman. Sen imkânsızlara diz çöktürmüş bir adamsın. Ümitsizliğin yanından bile geçemezsin.
‘Birdy’ romanını hatırlıyor musun? Hani son ziyaretimde getirmiştim sana... Güvercin sevgisiyle başlayan, kanarya sevgisiyle doruğa çıkan uçma tutkusunu anlatıyordu. Senin güvercin sevgin ve kanarya tutkunla örtüşen bir öykü... Filmini izlediğini söyleyince cidden çok şaşırmıştım.

Hiçbir şey senin sağlığından, özgürlüğünden ve ailenden daha değerli olmadı ve olamaz elbette... Ama ne Fenerbahçe seni bırakır, ne de sen Fenerbahçe’yi bırakırsın, bilirim...

Zaten unutma ki; Fenerbahçe’ye yaptığın veya yapabileceğin tek ihanettir, sağlığına dikkat etmemendir.

Yazarın Diğer Yazıları