Tanrı'nın eli!

Bu derbi, tüm bir sezonun ‘karar’ maçıydı. Yani Fatih Terim deyimiyle “risoltante importantesonuç önemli” durumu! Çünkü yıllardır alışılageldiği üzere ligin sonlarına gelindiği her zaman sadece Fenerbahçe’nin maçları vardır. Fenerbahçe ile maçları yoksa, şampiyonluktaki rakiplerinin üçer puanları psikolojik olarak çoktan ceptedir. Henüz iddianame yüzü görmemiş “hatır-gönül şikesi çetesi” devreye girer. İşi de asla şansa bırakmaz.

Galatasaray maça “boğmaca” taktiğiyle başladı. Topla buluşan her Fenerbahçeli futbolcu, 3-4 rakip tarafından ablukaya alındı. Sert bir şekilde rahatsız edilip korkutulmaya, yalnızlaştırılmaya çalışıldı. Sarı-Lacivertliler maçın başındaki gole rağmen oyunu sakinleştirmeyi, rakibin aceleciliğinden fırsat üretmeyi başaramadı. Bunu beceremeyince kendisi paniğe girdi, bilinç kayboldu, sahasına hapsoldu. Bu dakikalarda sanki Volkan değil de, Maradona’nın meşhur ifadesiyle “Tanrı’nın eli”ydi sanki devreye giren.
Sow’un sakatlığı, en güvenilen isimlerin tanınmaz oluşu bir yana Fenerbahçe yenilmek adına verebileceği her pozisyonu verdi, yapabileceği her hatayı ve yanlışıyaptı. Sunabileceği her imkanı bonkörce sundu. Trabzonspor maçındaki takımdan, hırstan ve mücadeleden eser yoktu. Elbette Volkan da bir yere kadardı.

Fenerbahçe’yi ancak bu koşullarda geçebilirler, ancak bu koşullarda alt edebilirler, ancak bu koşullarda saf dışı bırakabilirlerdi. Onu bile yapamadılar. Ama tribünleri yenemedikçe asla yenemezler ve asla durduramazlar.

Bunu hepsi biliyor hatta Fenerbahçe’den ve Fenerbahçeli’den daha iyi biliyor.

Kim kimi alkışlar ya da alkışlamaz bilemem ama şampiyonluğun ev sahibi, bu maçtan sonra artık Kadıköy’dür.

Yazarın Diğer Yazıları