Fener'in elinde

Her şeye ve herkese rağmen evet bu tam da böyle...

Özellikle iki Galatasaray maçı başta olmak üzere, Süper olduğu iddia edilen Final maçlarını kazanırsa, bu çıplak gerçekliği ne gözaltılar, ne tutuklamalar, ne toplu infazlar engelleyebilir.

Ancak maç öncesi Cadde’de gerçekleştirilen büyük yürüyüş şampiyonluktan da, kupadan da çok daha anlamlı ve önemliydi.

Aziz Yıldırım ya Metris’te “Başkan” olarak kalır ya da oradan “Başkan” olarak çıkar, işte o kadar. Her türlü ve çok yönlü provokasyonun ve ajitasyonun ortasında kalan gerilimi çok yüksek bir maçtı bu.

Özellikle de ev sahibi açısından... Sahaya atılan bıçaklardan ve atanları koruyan ve onaylayan çok daha yaralayıcı demeçlerin gölgesindeydi çünkü...

Daha maçın başında Sow’un affedilmez egoistliği ve gülünç acemiliği olmasa, Trabzonspor’un direnci o dakikada kırılabilir, maçın seyri değişebilirdi.

Gökhan Gönül’ün muhteşem kavisli topu direkte patlayınca Fenerbahçeliler deja vu ve kabus senaryolarını dillendirmeye başladı.

Trabzonspor stratejisini orta saha hakimiyeti kurmak, Alex’i boğup tecrit etmek ve dış şutlarla “üçlük” bulmak üzerine kurmuştu.

Baroni’nin onları kendi taktikleriyle avlaması ironikti. Sow’un golünün 61’de gelmesi tarihe not düşülmüş bir başka ironiydi.

Baroni golü, asisti, oyunu ve mücadelesiyle ‘gecenin çilingiri’ apoletini takan adamdı. Gökhan birkaç maçlık özlemin ardından dil ısırtan “maşallah” kontenjanına geçiş yaptı.

Kupa isteyen sahada emeğiyle, yeteneğiyle, becerisiyle alır. ‘İnce ince’ çalışmalara, sinsice siyasilere yaltaklanmalara, operasyonlara, ithamnamelere, savcılara, hakimlere, federasyona, tezgahlara ve komplolara bel bağlamaz.

Bu maç Fenerbahçe’nin şike yaptığını bir kez daha belgelemiştir. Sezonu şampiyon bitirirse nasıl bir kıyametin kopacağı şimdiden bellidir.

Herhalde ikinci bir gözaltı dalgası ve iddianamenin hazırlığı şimdiden yapılmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları