'O bıçak' öpücük gibi kalır

Kurşundan da daha ağır bir atmosferde çıktı Fenerbahçe maça... Koşullar, öyle her baba yiğidin taşıyabileceği cinsten bir yük değildi.

Fenerbahçe’nin de, Trabzonspor’un da yarım puan kaybına tahammülü yoktu. 3 Temmuz sürecinden bu yana iki cephede yaşananlar ve denk düştüğü zamanlama, maçı ‘psikolojik harbe’ çevirmişti. Volkan’a fırlatılan suikast bıçağını, o kör cahile mi yazmalı, yoksa onları demeçleriyle canlı bombaya çevirenlere mi? Yakın gelecekte bir başkası da aynı yerden silah ateşlerse hiç şaşırtıcı olmaz! O zamandan bugüne yapılanların, Fenerbahçe’nin üzerine atılanların, toplu lincin yanında, o atılan bıçak öpücük gibi kalır. Lafı bile olmaz! Hafta içi yaşanan ikinci Çağlayan şokuna, Emre Belözoğlu polemiğine rağmen Fenerbahçe ilk yarıda daha iyi ve daha soğukkanlı olan taraftı. Büyük Usta’nın üst direk içinde patlayan muhteşem manevrası kalenin içine düşse, maç orada kırılabilirdi. Sakatlanana kadar takımı sakinleştiren ve sürükleyen Alex’ti.. Moussa Sow, goldeki yanıltıcı rolü dışında yine ‘yalnız adam’ı oynadı. Bienvenu ile takas edilebilecek kadar etkisiz kaldı.

İkinci yarı geri yaslanma hastalığı yine hortladı. Gardı düşmüş Trabzonspor da  ancak bundan sonra tehlike üretmeye başladı. Nitekim Sarı-Lacivertliler bir kez daha kendi kalesine gol attı. Üç futbolcu ayaklarındaki topu rakibe “al da at dercesine” asist yaptılar. Burak da piyangoyu tepmedi. Fener’i Volkan, Trabzon’u direkler kurtardı. Kazanan da Galatasaray oldu. Kaybedeni ise ben; “Bu maç kesinlikle berabere bitmez” diye çok iddialı konuşup fena halde yanıldığım için.

Yazarın Diğer Yazıları