Bir umut sende anlıyor musun?

Altı aydır siyasetçisi, icazetçisi, federasyonu, yardımcısı, yatakçısı, ittifakçısı, şikecisi, teşvikçisi, ezelisi, ebedisi, yatalağı, asalağı, düdüğü, güdüğü, hödüğü her kim varsa hepsi Fenerbahçe üzerinden kendini temizlemeye çalışıyor.

Bunda da yerden göğe haklılar... Çünkü pislikler pislikle temizlenmez, bunu da en iyi onlar biliyorlar. Gerçi bin dereden su getirsen hikaye de, yıkanıp arınabilecekleri başka bir mecra da yok ki?

Bakın Galatasaray kongre üyesi bakan konuşuyor. Kupayı alıp Trabzon’a getireceklermiş. Hani şu eski TOKİ başkanı... Hani milletin arazisine devletin parasıyla stat yapmak için kendini yırtan adam. Bunu da açılışta ballandıra ballandıra anlatırken ortalığı karıştıran adam. Kupadan ziyade diğer dediklerine dikkat edin. Fenerbahçe’nin ne tür bir kuşatmayla karşı karşıya olduğunu, bundan daha açık hiçbir şey ve hiç kimse anlatamazdı. Hatta bir itirafçı bile bu kadar pervasızca yapamazdı... Yani rakip her kim olursa olsun, asıl maç Fenerbahçe’nin her zaman alışık olduğu gibi saha dışında... Şike hiç olmadığı kadar  açıktan, topyekün ve tam saha pres devam ediyor. Beyinlerin kurutulduğu, kalın bağırsakların dile geldiği, Mustafa Kemal’in bile hain ilan edilmesine ramak kaldığı bir iklimde, bunlar vukuat-ı adiye bile değil...

Ahmed Arif’ten bir uyarlama ile bitirelim: Öyle yıkma kendini/öyle mahzun, öyle garip.../Nerede olursan ol/ İçerde, dışarda, derste, sırada,/ Yürü üstüne üstüne,/ Tükür yüzüne celladın,/ Fırsatçının, fesatçının, hayının.../ Dayan tırnak ile, diş ile,/ Umut ile, sevda ile, düş ile/ Dayan/ Rüsva etme Fenerbahçe’ni...

Yazarın Diğer Yazıları