ON BİNLERCE SELAM!

“Kavganın haklı olanı, erkek kadın bilmiyor, Bütün halk birlik olmazsa, kavga haklı olmuyor” der rahmetli Cem Karaca Kurtuluş Savaşı'nı anlatan şarkısında... Özellikle kurtlar sofrasında dansözlük yapan işbirlikçilere ithaf olunur.

Şükrü Saracoğlu tribünlerinde kadınlar ve çocuklardan oluşan müthiş koro “Keşke Fenerbahçe’ye bütün sezon seyircisiz oynama cezası verseler” dedirtecek kadar muhteşemdi. Zaten Metris’teki Başkan, böyle tribünler oluşturma hayali uğruna esaretin bedelini ödüyordu.

Dört bir yandan abluka altına alınmak, topa tutulmak, saldırıya uğramak, ihanetlere maruz kalmak Fenerbahçe’den hiçbir şey eksiltemediği gibi O’nu her zamankinden daha çok Fenerbahçe yaptı. Birileri yok etmeye çalıştıkça, kadınlar ve çocuklar bile var etmek için çırpınıp direniyor. Neredeyse bütün Fenerbahçeliler “yeniden doğur beni” diye yalvaracaklar annelerine.. Bakalım yıkılan ‘son kale’ mi olacak yoksa zulmün kaleleri mi?

Tribünlerdeki direniş ne kadar üst düzeydeyse, sahadaki mücadele o kadar çelişkideydi. Fenerbahçe’nin ‘mıknatıslı’ ayakları sakatlanınca, görüntü bam güm. Eee, malum, bir yanda da gözaltına gitme korkusu... Rakip 10 kişi kaldıktan sonra bile baskı yiyen taraf Fenerbahçe’ydi. Bu kulübe Pendik hezimetleri bile yakışıyor da, korkaklık, teslim olmak, mücadeleden kaçmak, yılgınlık ve mazerete sığınmak hiç yakışmıyor. Hele tarihinin en ağır koşulları altındayken...

‘Ofsayt bilmez’ denilenler cümle alemi ofsayta düşürdüler. Son saniyede iptal edilen golle de hakemler ofsayta düştü. Futbolcular Metris’e bir selam daha gönderemedi ama tribünlerden on binlercesi ve çok daha anlamlısı gitti.

Yazarın Diğer Yazıları